21 Ocak 2009 Çarşamba

rüzgâr (II)

İşte yine o rüzgâr,
İşte yine sensin gelen bildim seni.
Biliyor musun ne çok beklettin beni?

Ben kokuna hasret, fısıltılarına, uğultularına, o serin dokunuşlarına hasret
beklerken umarsız, ansızın çıkageldin. Önce sesini duydum, sonra giriverdin aralık penceremden.
Okşadın tenimi tüm serinliğinle, yangınlardayken ben. Sarılmadım yorganıma, bıraktım kendimi şefkatli kollarına.

Sen bir cennet kokusuydun, bir fetih esintisi, bir bad-ı saba.
Nasıl sarılabilirdim ki yorgana, nasıl sırtımı dönebilirdim sana.
Hem de beklemişken onca zaman.

İşte yine sendin; kalk dedin bana.
Kalk ey miskin uyan, bitti gecen.
Kalk ayrıldı ak karadan
Git ve şefkatle yaklaş dedi seni ve de beni yaradan
Kalk ey miskin vakit seher.
Kalk ve (unuttuysan)hatırla, hatırla seni hiç bir an unutmayanı
Hatırla ve teşekkür et.
Beni sana O gönderdi. O’n dan tüm şefkatim.
Kalk şimdi gidiyorum, bakarsın gene gelirim…


29.09.2008
04:46

Hiç yorum yok:

online